Almanlar, içedönük bir görüntü verseler de, dış dünya ile ilişkilerini hep canlı tutmak istemişlerdir. Ama bunun yöntemi ve araçları kendi aralarında da tartışılmaktadır. Dünya kültürüne acaba özgün Alman katkısı olmuş mudur? Olmuşsa, bu nasıl ve ne derecede gerçekleşmiştir? Bu konuda muhtelif görüşler var. Goethe'nin işleyip gösterdiği anlamda genel insanlık değerlerini dilin anlatım ve ifade gücüyle başka kültürlerle buluşturmak, dünya kültürüne katkı sayılır, doğru. Ne var ki, Alman tarihine baktığımızda, her zaman Goethe örneğindeki gibi kültürel katkıya rastlamıyoruz; tersine, kötü bir Alman imajının oluşmasın yol açmış tahripkar tercihlerin varlığına da tanık oluyoruz. Bu yüzden, Almanya, İkinci Dünya Savaşı'ndan itibaren yeni bir yöntemle politika geliştirmeye çalışıyor. Böylelikle, hem tarihin kendisine yüklediği sorumluluğa uygun bir davranış kalıbı geliştirmeyi hem de ulusal çıkarlarını takip etmeyi kolaylaştırıcı bir potansiyel güce, bir politika alanına sahip olmayı umuyor. Almanya'ya bu olanağı Avrupa Birliği sağlamaktadır, bugün. Bu kurum aracılığıyla (ve onun bünyesinde) geliştirilecek kurumsal ilişkiler ağı, Almanya'ya bir anlamda Avrupa'da "kurumsallaşmış güç" yoluyla politika yapma ve ulusal/bölgesel çıkarlarını kollama fırsatı verecektir.