Vazgeçilen sevgiler var, bu ülkede. Unutulan dostlar, hatırlanmak istenmeyen anılar var. İmkansızlıklar içerisinde sürdürülen yaşamlar var. Sürdürülemeyip sona eren hayatlar, açlıktan ölen çocuklar var... Ama açken gülen çocuklar da var, bu ülkede. Komşusu açken yemek yiyemeyenler de. Düşene gülmeyen insanlar da var, bu ülkede. Son lokmasını bir sokak kedisiyle paylaşanlar da... En acı tarafı yok olmaya yüz tutan bir şey var bu ülkede; o da umut! Çünkü, üretim yok bu ülkede. Çünkü çocukluğumuzdan beri üretmeyi hayal etmeye yönlendirilmedik: Ufacık bir çocukken de, genç bir insanken de, yetişkin biri olduğumuzda da, hiç hayal etmedik; üretmeyi, yaratmayı! Ne zaman bir hayal kursak hep durdurulduk. Daha güzel bir dünyayı hayal edenleri hep durdurduk. Hep şöyle dedik; "Aman boşversene! O zaten hayal dünyasında yaşıyor." Ne zaman birisi aklının, ruhunun sesini dinlemeye başlasa, uyardık onu; "Bırak bu hayalleri!" "Hayal peşinde koşuyorsun!" dedik. Bu yüzden hiç hayal edemedik, yaratıcılığımızı kullanamadık ve asla üretemedik.