Adım Jim Hawkins. Onbeş yaşındayım. Babam Amiral Benbow adlı bir yolcu hanı işletirdi. Deniz kıyısında sessiz bir köydeydik. Köy, Bristol'dan elli mil uzaktaydı.
Eylül ayıydı. Bir gün bizim hana yaşlı bir denizci geldi.
Onun han kapısına gelişini bugün gibi hatırlıyorum. Uzun boylu, iri yapılı, sırtında kirli bir denizci ceketi bulunan biriydi. Sırtında bir sandık taşıyordu. Ellerinde yara izleri vardı. Tırnakları kirli, bazısı kırık, bazısı da kopmuştu. Bir yanağında kılıç yarası izi görülüyordu...